Salı, Mayıs 15

Uçkun?

Sevgili Ali'nin erasmus hikayeleri bitmek bilmedi.. Ben de sandım ki erasmusa gelince maceradan maceraya koşucam onun gibi.. Pek öyle olmadı şimdiye kadar, durgun ve hımbıl bir erasmus dönemi geçirdiğim şu sıralarda Almanya bana çok hoş bir şaka yaptı..

Ben çocukken, Van'dan halalarımın ve akrabalarımızın gönderdikleri uçkunlar beni çok mutlu ederdi. Yazın evde ailecek oturup televizyon izlerken yere bir örtü serip üstünde bu uçkunları yerdik. Uzun ince yeşil bir dal gibi görünen uçkun zerzevatı ortasından kırılıp ikiye ayrılırken kabuğu da soyulmuş olurdu bir yandan.. Hem zevkli hem de lezzetli bir hatıra idi uçkun, keza uzun zamandır görmüyordum kendisini... Ta ki geçen gün Kassel'in pahalı ama güzel "Beğendik" tarzı gıda marketi Tegut'ta karşıma çıkıncaya kadar!

Önce ihtimal vermedim ama sonra bu rhabarber isimli dallardan bir tanesini alıp evde denemeye karar verdim ( verdik :) ). Sonra bir baktık ki gerçekten de bu bizim Van'ın uçkunu! Bu hikayeyi bir yere bağlayamıyorum şu an, Sunay Akın olsa uçkunu Türkiye'ye ilk getiren kişinin Atatürk'ün yakın bir dostu olduğunu söyleyip bitirirdi ama ben tıkandım..

Artık bol bol uçkun yerük, diyerekten bu yazımı noktalıyorum..